Fotoğrafta Hareketi Dondurma ve Flaş Işığı Süresi (Duration)

Birçok fotoğraf izleyicisi, oldukça net çekilmiş damla fotoğraflarımı gördüklerinde ilk olarak fotoğrafın hangi enstantane (perde hızı) ile çekildiğini sormakta, perde hızı 1 sn dediğimde oldukça şaşırmaktadırlar. Bu şaşırmada haklı gibi görünürler, çünkü teknik olarak 1 sn’lik perde hızı, fotoğrafı hayli uzun pozlamak demektir.Aslında hareketin donması değil, bulanıklaşması gerekirdi.

Peki fotoğraf makinaları artık 1/8000 gibi oldukça yüksek bir perde hızını destekliyor, neden bundan yararlanmıyoruz diye sorulabilir.

Elbette fotoğrafçılar bundan yararlanır. Spor müsabakalarında veya hareketli nesnelerin çekiminde eğer yeterli ışık varsa ve objektif açıklıkları buna izin veriyorsa veya yüksek İSO değerleri gibi özellikleri kullanılarak net fotoğraflar elde edilebilir.

Ancak stüdyo ortamında 1/8000 perde hızı ve 2.8 gibi objektif açıklığında net damla fotoğrafı çekmemiz mümkün olmamaktadır.

Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.

Yakın çekim yapmaktayız ve yeterli net alan derinliği için objektif açıklığımız oldukça düşük olmak zorunda, en azından f/18

Ortamı sürekli ışıkla aydınlatamayız o noktada damla hareketi her halükarda bulanık olacaktır.

Flaş kullanalım desek 1/200 perde hızını aştığımızda fotoğraf kararması olayı gerçekleşecektir.

Modern fotoğraf makinelerinin desteklediği HSS vb (high speed sync) yüksek hız senkronu özelliğini kullanarak bu sorunu aşsak bile stüdyo ortamında 1/8000 f18 pozlama değerleri tam güçte çalışan 3-4 flaş gerektirecektir.

İşte burada duruyoruz ve şunu söylüyoruz. Biz damla hareketini dondurmak için tam tersine flaşların düşük güçle çaktırılmasından yararlanıyoruz. Bunu yazı içinde daha ayrıntılı inceleyeceğiz.

Şimdi öncelikle genel anlamda flaş ışığının özelliklerini inceleyelim.

Elbette günümüzde her konuda olduğu gibi flaş teknolojileri de gelişmekte ve bu gelişkin teknolojiler giderek ucuzlamaktadır.

Temel anlamda iki tür flaş bulunmaktadır. Fotoğraf makinalarına takılabilen tepe flaşı dediğimiz flaşlar ve bağımsız kullanılabilen stüdyo flaşları. Tepe flaşları da artık günümüzde bağımsız kullanılabilmektedir. Ancak ışık güçleri ve işlevleri bakımından bu iki ana grup ayrılmaktadır.

Flaş ışığı ve fotoğraf makinesi nasıl senkronize olarak çalışır 

Şekil 1-2

Bu durumda perde hareketinin tamamı sırasında sensör flaş ışığıyla pozlanıyor.
Yukarıdaki görselde sol tarafta bir çok modern DSLR kamerada bulunan perde sistemi mevcut. Perde sistemi iki yapraktan oluşuyor. Birinci perde ve ikinci perde. Deklanşöre bastığınız anda ilk perde açılıyor, ikinci perde de seçilen enstantane değeri doğrultusunda kapanmaya başlıyor.

Fotoğraf makineleri flaşlar ile en çok 1/250-1/320 gibi perde hızlarında senkronize sağlayabiliyorlar ve fotoğrafa tam olarak pozlamada yardımcı oluyorlar. Yukarıdaki şekil 1-2 de görüldüğü gibi. Normalde flaşlar sabit senkron hızlarından daha yüksek perde hızında kullanıldığında fotoğrafta pozlama yetersizliği nedeniyle kararmalar oluşur. Şekil-3

Şekil-3

Sabit olan senkron hızlarından daha yüksek bir perde hızında çekim yapabilmemizi sağlayan sistemler de kullanılmaktadır. Yüksek hızda senkron diye genelleyebileceğimiz bu teknik özellikler HSS (High Speed Sync), Hypersync, High-Sync adları ile anılmaktadır.

Hypersync, High-Sync sistemlerinin birbirine çok yakın çalışma tekniği varken HSS çok farklı teknikle çalışır. Ancak HSS stroskopik özellikli bir flaş gibi çok sayıda patlama ile pozlandırma yaptığından mevcut flaş gücünü oldukça düşürmekte ve fazla enerji harcamaktadır.

Diğer iki teknik ise perde hızı ne olursa olsun flaşın çakma başlangıcı ve bitişini perde hızını algılayarak senkronize olmaktadır. Bu nedenle güç düşümü yoktur ve az eneji harcarlar.

Ancak fotoğraf makinesinin perde hızı ne olursa olsun, flaş ışığınında bir süresi var. Bu terim “duration” olarak litaratürde yer alıyor.

Flaş üreticileri bu süre ile ilgili iki temel ölçü aralığı kullanıyorlar. T 0.5 ve T1

Şekil-4

Şekil 4 de Gördüğünüz gibi T0.5 değeri, flaş yoğunluğunun maksimum parlaklığının% 50’sinin üzerinde olduğu süredir. T01 değeri, flaş yoğunluğunun maksimum parlaklığının% 10’unun üzerinde olduğu süredir. Bu nedenle, T0.1 değeri gerçek flaş süresinin çok daha doğru bir değerlendirmesidir. Ancak birçok flaş üreticisi daha yüksek hareket dondurma süresi yarattığından T0.5 flaş sürelerini öne çıkarırlar.

Yan tarftaki iki görüntüde iki ayrı model flaş kullanılmıştır ve flaş süresinin hareketli bir nesne üzerindeki etkisini gösterir, bu ciddi bir hızla dönen bir bisiklet tekerleği idi. Üst görüntüde, t0.5 flaş süresi (Sekonic L-858D-U’da ölçüldüğü gibi) 1/353 saniyedir, bu flaş süreleri oldukça yavaştır. Yavaş flaş süresi nedeniyle bisiklet tekerleği bulanıklaşır. Alt görüntüde, t0.5 flaş süresi 1 / 5.350 saniyeydi, bu da oldukça hızlı bir flaş süresi ve dolayısıyla tekerlek donmuş. Burada flaşların tüm güçle patlatıldığını belirtelim.

Yukarıdaki bisiklet tekerleği hızı ve boyutu ile kıyaslandığında iki su damlasının çarpışarak milisaniye bazında oluşturduğu formların hareketini dondurmak için flaşların bu “Duration” sürelerinin arttırılmasından yararlanılır. Bu arttırma ise flaşların güçleri düşürülerek sağlanır. Stüdyo flaşarına oranla tepe flaşları düşük güçte daha yüksek duration (bir anlamda hareketi dondurma) sürelerine sahiptirler.

Bu kıyaslamayı gösteren tablo aşağıdadır Şekil 5

Tablo-5

Sonuç olarak;

Hareketi dondurmak amacıyla flaşların duration sürelerinden yararlanırız. Tepe flaşları bu işlem için daha idealdir. Flaş üreticilerinin klavuzlarda verdiği flaş duraiton süreleri daha çok efektif nitelikteki T0.5 değerleri üzerinden verilir bu gerçek duration değerlerini vermez. Bu nedenle yüksek duration için flaş alırken ayrıntılı inceleme yapılmalıdır. Elbette daha yüksek duration hızı daha düşük güç demektir bu flaşın ışık gücünü dolayısyla pozlamaya etkisini olumsuz etkiler. Bu durumda flaş sayılarını arttırmaktan başka çözüm yoktur. Buda daha fazla maliyet demektir.

Ben Nissin Di866 M2 flaşlarını kullanıyorum ve 1/128 güçte kılavuzu 1/22000 sn duration süresi veriyor.

Damla Fotoğrafçılığında Flaş Tetikleme Teknikleri ve Öneriler

Her yazımızda belirttiğimiz gibi soyut formlarda damla fotoğrafı çekiminin temel öğesi flaşlardır. Bunun nedeni damlanın mili saniyeler içinde oluşan hareketini en doğru anda kameramıza kaydedebilmek için hareketi dondurmak gerektiğidir. Hız flaşları (speedy flash) adı verilen flaş türleri bu iş için en gerekli temel araçlardır.

Flaş Tetikleme teknikleri

Damla Fotoğrafçılığı için seçeceğimiz flaşın temel özellikleri ne olmalıdır ?

a-Flaş çakma süresi (flash duration) ayarlanabilmeli ve güç en az 1/128’e kadar düşürülmelebilmelidir. Ve en yüksek dondurma hızı verenler tercih edilmelidir. 1/15000 sn den azı tercih edilmemelidir.

b-Radyo tetikliyecilerle uyumlu olmalıdır.

c-Günümüz fotoğraf makinalarında yer alan flaş kontrol komutları ile uyumlu olmalıdır.

Kaç flaşa İhtiyacım var?

En az 4 flaş iyi sonuç almak için gereklidir. Mümkünse tüm flaşlar aynı marka ve model olmalıdır.

Bu temel gerekleri sağladıktan sonra konumuza gelecek olursak flaşları nasıl kamera, damlayan damla ile koordine edelim ki en iyi sonucu alalım. İşte bu koordine işi için bir tetikleme aracına ihtiyaç vardır. İçinde bir yazılım olan kamerayı, flaşı ve damlanın damlatıldığı selenoid valfleri kontrol ve zamanlamalarını koordine eden bu tetikleme aracının bağlantı şekilleri büyük önem taşır.

Tetikleme araçlarında temel olarak üç kontrol çıkışı (Flaş, Kamera ve Valf) ayarlama menüsü ve çalıştırma düğmesi (Action) bulunur. Günümüzde bu araçlar hem yazlım hemde donanım yönünden giderek geliştirilmekte kullanımı kolay hale getirilmektedir. Tetikleme araçları kendi üzerilerindeki menü ile ayarlanabilecekleri gibi bir bilgisayar arayüzüne bağlanarak da ayarları yapılır ve çalıştırılabilir.

Benim pratikte test ettiğim 4 adet farklı bağlantı tekniğini yukarıdaki resimden inceleyebilirsiniz. Peki ama bu 4 farklı teknik, çekim esnasında nasıl çalışmaktadır. Damla çekimine etkisi ne olmaktadır.Öncelikle bu bağlantı biçimlerindeki temel soruna gelmeden sistemin işleyişine bakmak gerekir.

Basit bir örnek ile bunu anlatalım.

Tetikleyici ayarı ile başlayalım. Önce valfe diyelimki; 50 ms büyüklüğünde bir damla yarat, 100 ms bekle, sonra 60 ms büyüklüğünde bir damla daha yarat, sonra kameraya diyelimki 300 ms sonra deklanşöre bas flaşları patlat ve damla fotoğrafı çekilsin.

İşte buradaki izlenen bu yol esnasında verilen bu sabit değerler pratikte ne kadar gerçekleşiyor? Örneğin kameraya 300 ms sonra deklanşöre bas dediğimizde gerçekte ne oluyor? Şu olmaktadır deklanşöre bas komutu ile harekete geçen kamera bilgisayarı da bir takım komutlar vermektedir. Perdeyi veya aynayı kaldır ışığı geçir , flaşın çalıştırma ünitesine komut ver ve flaşı patlat fotoğrafı çek kapat. Burada Çekim Gecikmesi (shutter lag) denilen olay yaşanmaktadır. Örneğin benim fotoğraf makinamın teknik bilgilerinde bu gecikme 46 ms civarındadır. Ve bu değer makine marka ve modellerine göre değişmektedir. Verilen bu çekim gecikmesi sabitmidir? Pratikte elbette değildir.

Evet görüldüğü gibi yazımsal ve donanımsal veriyolunda işler hep aynı değildir. Peki bunun sonucu damla çekiminde ne olur.

Yanıt basittir. İki damlayı hep sabit bir noktada yakalamak ve fotoğrafını çekmek zorlaşır. Bir karede hah oldu deriz bir sonraki karede damlalar hiç ortada yoktur. Komik ama böyledir…

Ancak elimizde var olan fotoğraf ekipmanları farklı olabilir veya bütçemiz kısıtlı olabilir. İşte bu 4 bağlantı tekniği elimizdeki ekipmanlara göre dizayn edilmiştir. Sırasıyla inceleyelim…

1.Teknik

Selonoid valfi ve kamerayı tetikleyici, flaşı ise kameranın flaş menüsü komutları ile makinanın tepe flaşı çalıştırmaktadır. En önemli sorunu makine tepe flaşından yayılan kızılötesi ışının tüm flaşları görme gerekliliği…Flaş senkrizasyon kısıtlaması ise enstantane hızını 1/200dan fazla vermemize mani olur. Örnek Nikon flaş menüsünden built in flash menüsü seçilir ve CMD (commander) seçilir alt menüye geçilir ve M (manuel modd) seçilir M karşısında _ _ (yanyana iki çizgi) seçilir. Channel 1 seçilir . Flaş weriless moduna ayarlanır channel 1 seçilir. Kameranın kendi tepe flaşı artık tetikleyici görev görür.

2.Teknik

Selonoid valfi ve kamerayı tetikleyici flaşı ise fotoğraf makinası flaş yuvasına taktığımız bağımsız flaşımız çalıştırır. Bu teknikte damla çekiminde kullanabileceğimiz 1 flaşı diğer flaşları tetikleyip çalıştırmak için kullanıyoruz. Ancak kızılötesine göre flaşları daha verimli tetikler. Damla çekimleri daha stabil olur.

3.Teknik

Selonoid valfi ve kamerayı tetikleyici flaşı ise fotoğraf makinası flaş yuvasına takılı radyo sinyalli verici tetikler .Flaşların her birinin altında ayrıca bu verici ile uyumlu radyo alıcısı vardır. Elbette bütçeye ilave yük getirir. Radyo sinyali ile çalışan tetikleyiciler oldukça geniş bir mesafede engel tanımadan çalışabilirler. Flaşları konumlandırmamız kolaylaşır. Çekim gecikmesi azalır.

4. Teknik

Selenoid valf ve flaşları tetikleyici, kamera ise normal deklanşör ile çalıştırılır. Tetikleyicinin flaş çıkışına radyo sinyal tetikleyicinin vericisi, flaşlara ise alıcısı takılır. Fotoğraf makinası enstantanesi 1/3 veya 1/6 gibi uzun sürelere ayarlanır. Önce elle kamera deklanşörü sonra valfleri ve flaşları tetiklemek için tetikleyici çalıştırılır. Çekim ortamının aydınlık olmamasında yarar vardır. Damla hareketi çok stabilize biçimde yakalanır ve küçük ayarlarla damla formunda değişiklik uygulanması kolaylaşır. Ben çekimlerimde bu tekniği kullanıyorum.

Damla Fotoğrafında Düşük Flaş Gücü İle Hareketi Dondurma Tekniği

Damla çalışmalarıma ilk başladığımda kameranın enstantanesini en yükseğe ayarlayarak hareketi  doldurabileceğimi düşünmüş ve bu amaçla Nikon D300s kameramla çalışabilecek radyo sinyalleri ile çalışan flaşları 1/8000 hızda bile çaktırabilecek bir flaş trigger sisteminin yeterli olduğunu sanmıştım. Bunun çok eksik bir teknik olduğunu pratikte öğrenmiş oldum. Çünkü bu hızdaki çekimler denemelerimde bir anlamda makro çekim olan damla fotoğraflarını tam anlamıyla dondurmuyor ve hareket bulanıklıkları oluşuyordu. Sonra araştırdım ve anladım ki buradaki asıl püf noktası flaşların çakma hızı (flash duration). Flaşın çakması ve sönümlenmesi de bir süreçtir dolayısı ile bu süreç ne kadar uzun olursa aynı sabit ışıkta olduğu gibi  hareketli nesneler hareket bulanıklığına yakalanacaktır. Hele 45 cm’lik bir uzaklık ölçüsü içinde çok hızlı hareket eden iki damlayı göz önüne alırsak bu hareket bulanıklığı kaçınılmazdır. Dolayısı ile flaşın parlama ve sönümlenmesi arasındaki süreyi ne kadar düşürebilirsek hareketi o denli netleyebileceğimizi anladım. Peki bu nasıl olacaktı? Flaşlarım nissin d886 mark II nin kılavuz kitapçığını incelerken bunun nasıl olabileceğini gördüm. Kılavuzda flaşlar manuel modda çalışırken güçleri düşürüldüğünde çakma hızları artıyordu. Örnek verirsek benim flaşım tam güçte (1/1) 1/600 gibi bir hızda çakıyor iken, 1/128 güçte bu 1/22000 gibi inanılmaz bir hıza yükseliyordu. Aşağıdaki resimdeki tabloda nissin flaşların hız tablosunu görebilirsiniz.

Makro çekimlerde flaşı çok yakına konumlandırabilirsiniz bu nedenle iki-üç flaş ışığı nesneyi bu düşük güçlerde bile çok iyi aydınlatabilir.Bu günkü DSLR makinalarda benim gördüğüm en yüksek enstantane hızı 1/8000 dir. Üstelik siz makinayı bu hızda çalıştırsanız bile flaş güçleri tam olduğunda hareket bulanıklığını önleyemezsiniz. Bir önceki yazım bu ilk tekniği anlatmakta ve bu yazı içinde yer alan damla serisi fotolar incelendiğinde bu bulanıklık açıkça görülmektedir. Burada karıştırılmaması gereken bir konuda flaşın ışık gücünü flaş TTL modda iken flaş üzerinden veya kameranın flaş menüsünden düşüren işlemin farklı bir işlem olduğudur. Burada flaşın parlaklık gücü düşürülmektedir ancak hızı değişmemektedir. Flaşın gücü yani sönümlenme süresinin kısaltılması ayrı bir olgudur. Elbette damla çalışmasında hareketlerin milis aniyelerle farklılaştığı ve tam istenilen noktada damlaların çarpışma hareketlerinin dondurulması için bu flaş özelliği çok önemlidir. Örneğin 1. damla için 70 ms, 2. damla için 30 ms, 2. damlanın oluşabilmesi için 90 ms hesapladığımızı düşünelim. Bu damlalar 45-50 cm gibi bir yükseklikten yer çekimi ile doğrusal, yani artan bir hızla düşmektedir. Bunu da hesaplayabiliriz. Ancak hesaplamamız gereken bir başka girdi var. Kameranın deklanşörüne basılması ile aynanın kalkması perdenin açılması ışığın kameranın    gözü olan sensör diyotlarına ulaşması, bu ışık verisinin digital veriye çevrilerek işlenmesi ve kaydedilmesi bir süre anlamındadır. Ben D300s de araştırdığımda (shutter lag) olarak belirtilen bu süreyi 46 ms olarak belirledim. Bunu da hesaba katmalıyız. Yani iki damla 250-300 ms lik bir süre içinde öyle bir yerde çarpışmalı ve o anda flaşlar çakmalı ve kamera deklanşöre basmalı ki biz çok özgün damla formları elde edebilelim. İşte bütün bunları organize edebilmek ancak elektronik devrelerle olabilmektedir. Bu devreler olmadan mauel çekimle özgün damla fotoğrafı yakalayamayız.