Kategori arşivi: Genel

Soyut Damla Fotoğraf Teknikleri. “S” Damla

Klasik bir damla fotoğrafının formunu geliştirmek için damla fotoğraflamada ilave etkiler yaratılması gerekmektedir. Bu ilave etki ile ilgili bir başka teknikte , damla oluşumu esnasında yükselen ana su jeti iki yanından basınçlı havaya maruz bırakılarak “S” şeklinde bükülür.

Bu etkiyi yaratmak için ilave bir düzenek oluşturulur. Öncelikle kompresörde depolanmış basınçlı bir havaya ihtiyaç vardır. Bu basınçlı hava yanlardan damlanın yüksekliğine göre ayarlanmış iç çapı 1-2 mm ebadında iki boru ile damla oluşum bölgesine yönlendirilir.Hava basıncı, damla jeti uzunluğu, boruların damla oluşum noktasına uzaklığı, ve hava üfleme zamanlaması ile ilgili kriterler mili saniyeler içinde oluşan bu etkinin en önemli faktörleridir.

Elbette sadece su jeti basınçlı hava ile bükülmemektedir. Yukarıya yükselen su jetinin üzerine bir başka damla ya da damlalar düşürülürken oluşan tam damla formunu bükmek gerekmektedir.

Bu konuda bilgi için aşağıdaki S damla fotoğraflaması esnasında yavaş çekim video ile kayıt altına aldığım videoyu izleyebilirsiniz.

Soyut Damla Fotoğraf Teknikleri. İki Sütunlu Damlalar.

Klasik damla fotoğraflarında önce üsten bir damla düşürülür, bu damlanın oluşturduğu sıvı jeti üzerine bir ve daha fazla sayıda damlalar düşürülerek formlar elde edilir. Bu klasik damla formu teknik olanaklarla geliştirilerek tek sütunlu yerine iki sütunlu damla formları oluşturulmaktadır.

Bu tekniğin uygulanabilmesi için yukarıdan alttaki sıvı kabı içine üç damla düşürülmesi bu üç damladan ikisinin su jeti olarak yükselmesi üçüncü damlanın ise düşürülen bu iki damla su jetinin yükselip birleştiği noktada bu birleşen su jeti üzerine düşürülmesi gereklidir.

Ancak uygulama bu formu elde etmek oldukça zahmetlidir. Çünkü sütunlar için düşürülen damlalar dik açı ile değil doksan derece açıdan daha dar bir açı ile yükselmedir.

Bu ayar yukarıdaki üç damlayı kontrol eden üç valften sağ ve soldakinin damla uçlarının yere doksan dereceden farklı açılarla konumlandırılması ile yapılır. Bu ayar sağlanıp sağ ve soldan düşen damların jetleri bir noktada birleştikten sonra, üçüncü damlanın (ortadaki valf) bu jete vurması için ayarlar yapılır.

Aşağıdaki yavaş hızda çektiğim videoda bu olayın nasıl geliştiği izlenebilir.

Damla Fotoğrafçılığında Sıvı Davranışları ve Öneriler

Damla fotoğraf çalışmalarına ilk başladığımda baş edilmesi gereken en önemli unsurun sıvının fiziksel ve enerjisel dinamiğinin kontrol altına alınması olduğunu binlerce kare çekip elimde tesadüfen yakalanmış birkaç düzgün fotoğraf kaldığında anladım.
Yalın su ile yapılan bu denemelerde ilk damlatılan damla gerekli yüksekliğe ulaşmıyor, ulaşsa bile çarpışan ikinci damla enteresan bir form oluşturmadan dağılıyordu.
Bu sorunun sıvının yüzey gerilimi ile ilgili olduğunu öğrendim. Sıvının yüzey gerilimi yükseldiğinde zıplama ve form oluşturma kabiliyetleri artıyordu.
Damla fotoğrafına başlangıç yapan fotoğrafçılara bu nitelikteki bir sıvıyı nasıl hazırladığımı anlatmak istiyorum.
Öncelikle gerekli olan malzemeler.
1.Guargum veya guar sakızı adı verilen sıvıların yoğunlaşmasını sağlayan ürün. Aktarlardan alınabilir.
Bu maddenin sentetik olanı da var Xtangum adında ancak ben kullanmadım.
Birde sağlık alanında yine koyulaştırmada kullanılan Nutrica firmasının Nitulus Clear isimli malzemesi bulunmaktadır.
2.Etil alkol
3.Kahve filtresi kağıdı (sıkı gözenekli tülbentte olur)
4. Ölçülü kap
5.Mikser.
Sıvının Hazırlanışı…
Ölçülü kabımızla 1 litre suyu hazırlayıp orta sıcaklıkta ısıtıyoruz. Su çeşme suyu olmazsa daha iyi oluyor.
Küçük bir kaba Guargum malzemesinden silme 1 çay kaşığı miktarda alıyoruz.
Bu malzemeye karıştırmaya yetecek kadar etil alkol ilave ediyoruz. Ve Guargam incelinceye kadar karıştırıyoruz.
Bu içeriği orta sıcaklıktaki 1 lt suya ilave edip mikserle 3-5 dakika karıştırıyoruz ve dinlenmeye bırakıyoruz.
5-10 dakika sonra bu bir litrelik hazırladığımız sıvıyı filtre veya tülbentle yavaş yavaş süzerek bir başka kaba alıyoruz.
Ve filtrelenmiş bu sıvıyı buzdolabına alıyoruz. 4 derece sıcaklığa ulaşmasını sağlıyoruz.

Damla Fotoğrafı çekiminde kullanmak.
Damla fotoğrafı çekiminde ben valflerden damlatılacak sıvıyı bu hazırladığımız sıvıdan, alttaki damlanın düşeceği sıvıyı yine buzdolabından 4 dereceye getirilmiş normal sudan kullanıyorum.
Valflerin deposuna koyacağım ve üstten damlatacağım sıvının ölçüsünü şöyle belirliyorum.
Deponuzun boyutuna göre 1 ölçü guarmlı hazırlanmış ve filtre edilmiş sıvı+2 ölçü normal su. Bu sıvıya bir iki küçük damla çok amaçlı temizleyici deterjan damlatıyorum.
Kolay gelsin

Soyut Sıvı Fotoğrafları Teknikleri ve Bir Örnek “Medusalar”

Suyun veya sıvıların soyut formları ile fotoğraf üretmek “soyut veya yakın çekim” fotoğraf dalının önemli bir unsuru olarak giderek kabul görüyor. Elbette bunda küçük bütçelerle ileri teknoloji ve bilimsel metotlar üretmenin artık kolay olduğu bir dönemde yaşadığımızın da rolü var.
Damla ve soyut sıvı form fotoğrafları stüdyo fotoğraflarıdır, orada üretilirler.Teknik alt yapı stüdyo fotoğrafçılığının temelidir. Fotoğrafçılığın endüstriyel ve ticari dalının en çok bu alanda yoğunlaşmış olması onun stüdyo olanaklarını nasıl sonuna kadar kullanılabilineceğinin araştırıldığı ve geliştirildiği bir alan olduğunu göstermektedir.
Bu anlamda yeni tarz soyut sıvı ve damla fotoğraflarının çekilebilmesi teknolojinin, fizik kurallarının, yapay ışıkların (flaş vb) yazılım ve donanımların birleştiği teknik alt yapı ile mümkün olabilmekte ve bir çok yeni metot hayata geçirilmektedir.
Temel olarak damla fotoğraflarından ayrı olarak kullanılan bu teknikler fizik ve sıvının kimyasal atomsal ve dinamik davranış kurallarına dayanmaktadır. Uygulanan bazı temel teknikler şunlardır.
1-Sıvı dolu bir balonu veya sıvı kabını patlatarak soyut hareket ve formlar oluşturmak
2-Model üzerine stüdyoda sıvı atarak sıvıdan giysiler oluşturmak
3-Oldukça yüksek güçteki bir bass hoparlörün üzerindeki titreşimsel alana sıvı konularak ve alttan sesler verilerek sıvı formlar oluşturmak.
4-Sıvı içindeki manyetizma özelliklerini kullanarak form oluşturmak.
5-Sıvı dolu bir kaba basınçlı hava uygulanarak fışkıran sıvıdan form elde etmek.
Damla fotoğrafçılığı ile soyut sıvı fotoğrafçılığı arasında birtakım ortak kural ve uygulamalar olsa da ikisi de farklı teknikler içerir. Çünkü ikincisinde pek damla üretmek gerekmez. Yinede gelişmekte olan tekniklerle bu iki farklı uygulamayı birleştirme yönünde çalışmalar yapılmaktadır.
Bu yazıda bahsedilen soyut sıvı fotoğraf tekniği daha çok medusaya benzetilen sıvı formların nasıl fotoğrafa dönüştürüldüğüdür? Şimdi bunu açıklayalım.
Tekniğin fiziksel oluşumu: Kapalı bir kabın üzerinden bir delik açar, deliğe bir boru salar ve yine kabın yan tarafından açtığınız bir delikten basınçlı hava uygularsanız sıvı kaptan taşar. Temel etod budur.
Bu fiziksel oluşumun fotoğrafa çevrilmesi için kabın içine uygulanan basınçlı havanın kontrol edilmesi,stüdyo ışıkları ve fotoğraf makinası deklanşörü ile senkronize edilerek basınclı havanın gönderildiği anda yükselen sıvının en uygun forma geldiği anda flaşların çaktırılması ve deklanşöre basılması gerekmektedir.
Bu konuda ki aşağıdaki grafikte temel işleyiş basitçe oluşturulmuştur.

Medusa Çekim Planı

Görüldüğü gibi burada kritik işlevi damla üretmek için kullandığımız selenoid valf görmektedir. Valf bir başınçlı kapta bulunan hava ile sıvı kabının arasındadır ve havayı kontrol etmektedir. Tetikleyici dediğimiz yazılıma ve donanıma bağlı bu valfi uygun zamanda açtığımızda basınçlı hava doğrudan kaptaki sıvıyı fışkıracaktır. İşte bu anda tetikleyici girilen uygun ayarlara göre sırasıyla flaş ve makinayı çalıştıracak ve fotoğraf çekilecektir.
Bunun bu kadar kolay olduğunu sanmayın alttaki fotoğraf çekim sonrası ham bir fotoğraftır ve oluşan çevre kirliliğini gösteriyor. Ve işlenen fotoğraf sonuçta bize aşağıdaki soyut sıvı “Medüsa” fotoğrafını veriyor.

Damla Fotoğrafında Düşük Flaş Gücü İle Hareketi Dondurma Tekniği

Damla çalışmalarıma ilk başladığımda kameranın enstantanesini en yükseğe ayarlayarak hareketi  doldurabileceğimi düşünmüş ve bu amaçla Nikon D300s kameramla çalışabilecek radyo sinyalleri ile çalışan flaşları 1/8000 hızda bile çaktırabilecek bir flaş trigger sisteminin yeterli olduğunu sanmıştım. Bunun çok eksik bir teknik olduğunu pratikte öğrenmiş oldum. Çünkü bu hızdaki çekimler denemelerimde bir anlamda makro çekim olan damla fotoğraflarını tam anlamıyla dondurmuyor ve hareket bulanıklıkları oluşuyordu. Sonra araştırdım ve anladım ki buradaki asıl püf noktası flaşların çakma hızı (flash duration). Flaşın çakması ve sönümlenmesi de bir süreçtir dolayısı ile bu süreç ne kadar uzun olursa aynı sabit ışıkta olduğu gibi  hareketli nesneler hareket bulanıklığına yakalanacaktır. Hele 45 cm’lik bir uzaklık ölçüsü içinde çok hızlı hareket eden iki damlayı göz önüne alırsak bu hareket bulanıklığı kaçınılmazdır. Dolayısı ile flaşın parlama ve sönümlenmesi arasındaki süreyi ne kadar düşürebilirsek hareketi o denli netleyebileceğimizi anladım. Peki bu nasıl olacaktı? Flaşlarım nissin d886 mark II nin kılavuz kitapçığını incelerken bunun nasıl olabileceğini gördüm. Kılavuzda flaşlar manuel modda çalışırken güçleri düşürüldüğünde çakma hızları artıyordu. Örnek verirsek benim flaşım tam güçte (1/1) 1/600 gibi bir hızda çakıyor iken, 1/128 güçte bu 1/22000 gibi inanılmaz bir hıza yükseliyordu. Aşağıdaki resimdeki tabloda nissin flaşların hız tablosunu görebilirsiniz.

Makro çekimlerde flaşı çok yakına konumlandırabilirsiniz bu nedenle iki-üç flaş ışığı nesneyi bu düşük güçlerde bile çok iyi aydınlatabilir.Bu günkü DSLR makinalarda benim gördüğüm en yüksek enstantane hızı 1/8000 dir. Üstelik siz makinayı bu hızda çalıştırsanız bile flaş güçleri tam olduğunda hareket bulanıklığını önleyemezsiniz. Bir önceki yazım bu ilk tekniği anlatmakta ve bu yazı içinde yer alan damla serisi fotolar incelendiğinde bu bulanıklık açıkça görülmektedir. Burada karıştırılmaması gereken bir konuda flaşın ışık gücünü flaş TTL modda iken flaş üzerinden veya kameranın flaş menüsünden düşüren işlemin farklı bir işlem olduğudur. Burada flaşın parlaklık gücü düşürülmektedir ancak hızı değişmemektedir. Flaşın gücü yani sönümlenme süresinin kısaltılması ayrı bir olgudur. Elbette damla çalışmasında hareketlerin milis aniyelerle farklılaştığı ve tam istenilen noktada damlaların çarpışma hareketlerinin dondurulması için bu flaş özelliği çok önemlidir. Örneğin 1. damla için 70 ms, 2. damla için 30 ms, 2. damlanın oluşabilmesi için 90 ms hesapladığımızı düşünelim. Bu damlalar 45-50 cm gibi bir yükseklikten yer çekimi ile doğrusal, yani artan bir hızla düşmektedir. Bunu da hesaplayabiliriz. Ancak hesaplamamız gereken bir başka girdi var. Kameranın deklanşörüne basılması ile aynanın kalkması perdenin açılması ışığın kameranın    gözü olan sensör diyotlarına ulaşması, bu ışık verisinin digital veriye çevrilerek işlenmesi ve kaydedilmesi bir süre anlamındadır. Ben D300s de araştırdığımda (shutter lag) olarak belirtilen bu süreyi 46 ms olarak belirledim. Bunu da hesaba katmalıyız. Yani iki damla 250-300 ms lik bir süre içinde öyle bir yerde çarpışmalı ve o anda flaşlar çakmalı ve kamera deklanşöre basmalı ki biz çok özgün damla formları elde edebilelim. İşte bütün bunları organize edebilmek ancak elektronik devrelerle olabilmektedir. Bu devreler olmadan mauel çekimle özgün damla fotoğrafı yakalayamayız. 

Boyner 9. Ulusal Fotoğraf Yarışması – “Zamanın Durduğu An” Sonuçları Açıklandı.

Sergileme derecesi alan fotoğrafım

“Zamanın Durduğu An” konulu Boyner 9. Ulusal Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı.Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) tarafından 2015/007 numara ile onaylanan yarışmada damla fotoğrafı çalışmalarımdan biri de sergileme ödülü aldı.
Sonuç Bildirgesine ulaşmak için:
http://www.tfsfonayliyarismalar.org/sonuclar/2015-Boyner/2015-007-BOYNER-9-U-FY-Sonuc-Bildirgesi-FS-OG.pdf
Yarışma sonuçları için:
http://www.tfsfonayliyarismalar.org/yarisma_detay_sonuc.asp?s=110