Fotoğrafta Hareketi Dondurma ve Flaş Işığı Süresi (Duration)

Birçok fotoğraf izleyicisi, oldukça net çekilmiş damla fotoğraflarımı gördüklerinde ilk olarak fotoğrafın hangi enstantane (perde hızı) ile çekildiğini sormakta, perde hızı 1 sn dediğimde oldukça şaşırmaktadırlar. Bu şaşırmada haklı gibi görünürler, çünkü teknik olarak 1 sn’lik perde hızı, fotoğrafı hayli uzun pozlamak demektir.Aslında hareketin donması değil, bulanıklaşması gerekirdi.

Peki fotoğraf makinaları artık 1/8000 gibi oldukça yüksek bir perde hızını destekliyor, neden bundan yararlanmıyoruz diye sorulabilir.

Elbette fotoğrafçılar bundan yararlanır. Spor müsabakalarında veya hareketli nesnelerin çekiminde eğer yeterli ışık varsa ve objektif açıklıkları buna izin veriyorsa veya yüksek İSO değerleri gibi özellikleri kullanılarak net fotoğraflar elde edilebilir.

Ancak stüdyo ortamında 1/8000 perde hızı ve 2.8 gibi objektif açıklığında net damla fotoğrafı çekmemiz mümkün olmamaktadır.

Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz.

Yakın çekim yapmaktayız ve yeterli net alan derinliği için objektif açıklığımız oldukça düşük olmak zorunda, en azından f/18

Ortamı sürekli ışıkla aydınlatamayız o noktada damla hareketi her halükarda bulanık olacaktır.

Flaş kullanalım desek 1/200 perde hızını aştığımızda fotoğraf kararması olayı gerçekleşecektir.

Modern fotoğraf makinelerinin desteklediği HSS vb (high speed sync) yüksek hız senkronu özelliğini kullanarak bu sorunu aşsak bile stüdyo ortamında 1/8000 f18 pozlama değerleri tam güçte çalışan 3-4 flaş gerektirecektir.

İşte burada duruyoruz ve şunu söylüyoruz. Biz damla hareketini dondurmak için tam tersine flaşların düşük güçle çaktırılmasından yararlanıyoruz. Bunu yazı içinde daha ayrıntılı inceleyeceğiz.

Şimdi öncelikle genel anlamda flaş ışığının özelliklerini inceleyelim.

Elbette günümüzde her konuda olduğu gibi flaş teknolojileri de gelişmekte ve bu gelişkin teknolojiler giderek ucuzlamaktadır.

Temel anlamda iki tür flaş bulunmaktadır. Fotoğraf makinalarına takılabilen tepe flaşı dediğimiz flaşlar ve bağımsız kullanılabilen stüdyo flaşları. Tepe flaşları da artık günümüzde bağımsız kullanılabilmektedir. Ancak ışık güçleri ve işlevleri bakımından bu iki ana grup ayrılmaktadır.

Flaş ışığı ve fotoğraf makinesi nasıl senkronize olarak çalışır 

Şekil 1-2

Bu durumda perde hareketinin tamamı sırasında sensör flaş ışığıyla pozlanıyor.
Yukarıdaki görselde sol tarafta bir çok modern DSLR kamerada bulunan perde sistemi mevcut. Perde sistemi iki yapraktan oluşuyor. Birinci perde ve ikinci perde. Deklanşöre bastığınız anda ilk perde açılıyor, ikinci perde de seçilen enstantane değeri doğrultusunda kapanmaya başlıyor.

Fotoğraf makineleri flaşlar ile en çok 1/250-1/320 gibi perde hızlarında senkronize sağlayabiliyorlar ve fotoğrafa tam olarak pozlamada yardımcı oluyorlar. Yukarıdaki şekil 1-2 de görüldüğü gibi. Normalde flaşlar sabit senkron hızlarından daha yüksek perde hızında kullanıldığında fotoğrafta pozlama yetersizliği nedeniyle kararmalar oluşur. Şekil-3

Şekil-3

Sabit olan senkron hızlarından daha yüksek bir perde hızında çekim yapabilmemizi sağlayan sistemler de kullanılmaktadır. Yüksek hızda senkron diye genelleyebileceğimiz bu teknik özellikler HSS (High Speed Sync), Hypersync, High-Sync adları ile anılmaktadır.

Hypersync, High-Sync sistemlerinin birbirine çok yakın çalışma tekniği varken HSS çok farklı teknikle çalışır. Ancak HSS stroskopik özellikli bir flaş gibi çok sayıda patlama ile pozlandırma yaptığından mevcut flaş gücünü oldukça düşürmekte ve fazla enerji harcamaktadır.

Diğer iki teknik ise perde hızı ne olursa olsun flaşın çakma başlangıcı ve bitişini perde hızını algılayarak senkronize olmaktadır. Bu nedenle güç düşümü yoktur ve az eneji harcarlar.

Ancak fotoğraf makinesinin perde hızı ne olursa olsun, flaş ışığınında bir süresi var. Bu terim “duration” olarak litaratürde yer alıyor.

Flaş üreticileri bu süre ile ilgili iki temel ölçü aralığı kullanıyorlar. T 0.5 ve T1

Şekil-4

Şekil 4 de Gördüğünüz gibi T0.5 değeri, flaş yoğunluğunun maksimum parlaklığının% 50’sinin üzerinde olduğu süredir. T01 değeri, flaş yoğunluğunun maksimum parlaklığının% 10’unun üzerinde olduğu süredir. Bu nedenle, T0.1 değeri gerçek flaş süresinin çok daha doğru bir değerlendirmesidir. Ancak birçok flaş üreticisi daha yüksek hareket dondurma süresi yarattığından T0.5 flaş sürelerini öne çıkarırlar.

Yan tarftaki iki görüntüde iki ayrı model flaş kullanılmıştır ve flaş süresinin hareketli bir nesne üzerindeki etkisini gösterir, bu ciddi bir hızla dönen bir bisiklet tekerleği idi. Üst görüntüde, t0.5 flaş süresi (Sekonic L-858D-U’da ölçüldüğü gibi) 1/353 saniyedir, bu flaş süreleri oldukça yavaştır. Yavaş flaş süresi nedeniyle bisiklet tekerleği bulanıklaşır. Alt görüntüde, t0.5 flaş süresi 1 / 5.350 saniyeydi, bu da oldukça hızlı bir flaş süresi ve dolayısıyla tekerlek donmuş. Burada flaşların tüm güçle patlatıldığını belirtelim.

Yukarıdaki bisiklet tekerleği hızı ve boyutu ile kıyaslandığında iki su damlasının çarpışarak milisaniye bazında oluşturduğu formların hareketini dondurmak için flaşların bu “Duration” sürelerinin arttırılmasından yararlanılır. Bu arttırma ise flaşların güçleri düşürülerek sağlanır. Stüdyo flaşarına oranla tepe flaşları düşük güçte daha yüksek duration (bir anlamda hareketi dondurma) sürelerine sahiptirler.

Bu kıyaslamayı gösteren tablo aşağıdadır Şekil 5

Tablo-5

Sonuç olarak;

Hareketi dondurmak amacıyla flaşların duration sürelerinden yararlanırız. Tepe flaşları bu işlem için daha idealdir. Flaş üreticilerinin klavuzlarda verdiği flaş duraiton süreleri daha çok efektif nitelikteki T0.5 değerleri üzerinden verilir bu gerçek duration değerlerini vermez. Bu nedenle yüksek duration için flaş alırken ayrıntılı inceleme yapılmalıdır. Elbette daha yüksek duration hızı daha düşük güç demektir bu flaşın ışık gücünü dolayısyla pozlamaya etkisini olumsuz etkiler. Bu durumda flaş sayılarını arttırmaktan başka çözüm yoktur. Buda daha fazla maliyet demektir.

Ben Nissin Di866 M2 flaşlarını kullanıyorum ve 1/128 güçte kılavuzu 1/22000 sn duration süresi veriyor.

Damla Fotoğrafçılığında Renklendirme Teknikleri

Damla fotoğrafçılığının küçük çaplı bir stüdyo fotoğrafçılığı olduğunu belirtmiştik. Modelimiz olan damla veya sıvı forma makyaj yapmamız onun izleyicide yarattığı etkiyi arttırır.

Bu makyaj işlemi sadece sıvıya boya karıştırmak anlamına gelmez.Kullanılan arka plan, kullanılan flaş ışığı teknikleri, fotoğraf makinası çekim açısı, ışık yumuşatıcılarının nitelikleri gibi faktörlerde bu makyajın oluşmasında önemli rol oynarlar.

Temel olarak sıvı renklendirmelerinde iki ana teknik vardır.
1-Sıvıya herhangi bir renklendirici boya katılmadan yapılan çekimler
2-Sıvılara renklendirici boya katılarak yapılan çekimler.

Sıvıya renklendirici katılmadan yapılan çekimlerde ya arka plan renkli hale getirilir, ya da flaş ışıkları renklendirilir. Bu teknikte flaş ışıklarının renklendirilmesinde özel olarak üretilmiş renkli jeller kullanılır. Arka plan renkli olarak düzenlendiğinde flaş ışıkları bu renkli bölgelerden damla oluşacak bölgeye ışık yansıtılacak şekilde konumlandırılır. (Şekil1)
Yine flaş ışıkları önüne renkli jel ve balpeteği takılarak ışık renkli olarak direkt damla üzerine düşürülebilir. Ancak bu tür flaş ışıkları oldukça sert olur ve damla üzerinde parlamalar oluşturabilir. (Şekil 2-3)

Şekil 2
Şekil 1

Sıvıya renklendirici katılarak yapılan çekimlerde kullanılan boyalar iki ana grupta toplanır.

Gıda boyaları sıvının ışık geçirgenliğini korur ve damlanın arkasından flaş kullanılmasında iyi sonuçlar verir. Bu boyalarda kullanılan flaş sayısı da az olacağından teknik olarak daha ucuz bir sistem kurulabilir. Gıda boyaları sıvı ve toz halde satılabilmektedir. Toz olanlar iyi karıştırılmadığı ve eritilmediğinde damla formunda belirgin izler oluştururlar, bu bize fotoğrafı işlerken ilave zaman kaybı yaratır.

(Şekil-3)

Akrilik boyalar ise oldukça az ışık geçirir. Mattır. Arka plan siyah kullanılarak yanlardan yapılan ışıklandırmalarda daha iyi sonuç alınır. Ancak akrilik boyalarda sürekli siyah arka plan kullanılması söz konusu değildir. Flaş sayısı arttırılarak ve arka plan beyaz halde oldukça etkili renklendirme sağlanabilir. Örneğin 4 flaş siyah arka plan yeterlidir. Ama akrilik boya katkılı beyaz arka planlı bir fotoğraf için en az 6 flaş gerekir.
Akrilik boyaların çok farklı türleri kullanılabilir ve fotoğrafta farklı etki yaratabilir.Örneğin özel UV filtreli flaşlarla kullanılan ve bu ışık altında parlama etkisi veren floresan akrilik boyalar buna iyi bir örnektir.
Yine metalik akrilik boyalar da damla içinde hoş kısmi parlaklık yaratabilir.

Damla Fotoğraflarında Yeni Teknikler

Damla Fotoğraflarında Yeni Teknikler

Türbin Destekli Damla
Suyun sıvı özelliklerinin insan aklında kalan en geleneksel formu damlalardır. Damla fotoğraflama teknikleri 3B baskıların ucuzlaması ve kolaylaşması ile bir başka boyuta çıkmaktadır. Elde edilen soyut formları çeşitlendiren bu teknikler için üretilen basit 3B düzeneklerle etkili görseller elde edilmektedir. Bu yeni tekniklerin en önemlilerinden biri helisel bir türbin ile çeşitli formlarda alttan çok renkli sıvılar püskürtmek ve birbiri üzerine düşen damla formlarını bunlarla birleştirmektir. Ayrıca bu helisel türbin aparatının çıkış kısmına yine moduler başlıklar eklenerek ,püsküren alt sıvının oldukça farklı formları (spiral,açılı tekil sütunlar,çift helisel vb) elde edilebilmektedir. Yukarıdaki fotoğrafın elde edilmesi için oluşturduğum düzeneğin damla çekimi için ayarlanmış hali aşağıdaki fotoğrafta görülmektedir. Bu tür çekimlerde kullanılan akrilik boya oldukça geniş bir alana dağıldığından zahmetli bir temizlik istemektedir.

Soyut Damla Fotoğraf Teknikleri. “S” Damla

Klasik bir damla fotoğrafının formunu geliştirmek için damla fotoğraflamada ilave etkiler yaratılması gerekmektedir. Bu ilave etki ile ilgili bir başka teknikte , damla oluşumu esnasında yükselen ana su jeti iki yanından basınçlı havaya maruz bırakılarak “S” şeklinde bükülür.

Bu etkiyi yaratmak için ilave bir düzenek oluşturulur. Öncelikle kompresörde depolanmış basınçlı bir havaya ihtiyaç vardır. Bu basınçlı hava yanlardan damlanın yüksekliğine göre ayarlanmış iç çapı 1-2 mm ebadında iki boru ile damla oluşum bölgesine yönlendirilir.Hava basıncı, damla jeti uzunluğu, boruların damla oluşum noktasına uzaklığı, ve hava üfleme zamanlaması ile ilgili kriterler mili saniyeler içinde oluşan bu etkinin en önemli faktörleridir.

Elbette sadece su jeti basınçlı hava ile bükülmemektedir. Yukarıya yükselen su jetinin üzerine bir başka damla ya da damlalar düşürülürken oluşan tam damla formunu bükmek gerekmektedir.

Bu konuda bilgi için aşağıdaki S damla fotoğraflaması esnasında yavaş çekim video ile kayıt altına aldığım videoyu izleyebilirsiniz.

Soyut Damla Fotoğraf Teknikleri. İki Sütunlu Damlalar.

Klasik damla fotoğraflarında önce üsten bir damla düşürülür, bu damlanın oluşturduğu sıvı jeti üzerine bir ve daha fazla sayıda damlalar düşürülerek formlar elde edilir. Bu klasik damla formu teknik olanaklarla geliştirilerek tek sütunlu yerine iki sütunlu damla formları oluşturulmaktadır.

Bu tekniğin uygulanabilmesi için yukarıdan alttaki sıvı kabı içine üç damla düşürülmesi bu üç damladan ikisinin su jeti olarak yükselmesi üçüncü damlanın ise düşürülen bu iki damla su jetinin yükselip birleştiği noktada bu birleşen su jeti üzerine düşürülmesi gereklidir.

Ancak uygulama bu formu elde etmek oldukça zahmetlidir. Çünkü sütunlar için düşürülen damlalar dik açı ile değil doksan derece açıdan daha dar bir açı ile yükselmedir.

Bu ayar yukarıdaki üç damlayı kontrol eden üç valften sağ ve soldakinin damla uçlarının yere doksan dereceden farklı açılarla konumlandırılması ile yapılır. Bu ayar sağlanıp sağ ve soldan düşen damların jetleri bir noktada birleştikten sonra, üçüncü damlanın (ortadaki valf) bu jete vurması için ayarlar yapılır.

Aşağıdaki yavaş hızda çektiğim videoda bu olayın nasıl geliştiği izlenebilir.

Damla Fotoğrafçılığında Sıvı Davranışları ve Öneriler

Damla fotoğraf çalışmalarına ilk başladığımda baş edilmesi gereken en önemli unsurun sıvının fiziksel ve enerjisel dinamiğinin kontrol altına alınması olduğunu binlerce kare çekip elimde tesadüfen yakalanmış birkaç düzgün fotoğraf kaldığında anladım.
Yalın su ile yapılan bu denemelerde ilk damlatılan damla gerekli yüksekliğe ulaşmıyor, ulaşsa bile çarpışan ikinci damla enteresan bir form oluşturmadan dağılıyordu.
Bu sorunun sıvının yüzey gerilimi ile ilgili olduğunu öğrendim. Sıvının yüzey gerilimi yükseldiğinde zıplama ve form oluşturma kabiliyetleri artıyordu.
Damla fotoğrafına başlangıç yapan fotoğrafçılara bu nitelikteki bir sıvıyı nasıl hazırladığımı anlatmak istiyorum.
Öncelikle gerekli olan malzemeler.
1.Guargum veya guar sakızı adı verilen sıvıların yoğunlaşmasını sağlayan ürün. Aktarlardan alınabilir.
Bu maddenin sentetik olanı da var Xtangum adında ancak ben kullanmadım.
Birde sağlık alanında yine koyulaştırmada kullanılan Nutrica firmasının Nitulus Clear isimli malzemesi bulunmaktadır.
2.Etil alkol
3.Kahve filtresi kağıdı (sıkı gözenekli tülbentte olur)
4. Ölçülü kap
5.Mikser.
Sıvının Hazırlanışı…
Ölçülü kabımızla 1 litre suyu hazırlayıp orta sıcaklıkta ısıtıyoruz. Su çeşme suyu olmazsa daha iyi oluyor.
Küçük bir kaba Guargum malzemesinden silme 1 çay kaşığı miktarda alıyoruz.
Bu malzemeye karıştırmaya yetecek kadar etil alkol ilave ediyoruz. Ve Guargam incelinceye kadar karıştırıyoruz.
Bu içeriği orta sıcaklıktaki 1 lt suya ilave edip mikserle 3-5 dakika karıştırıyoruz ve dinlenmeye bırakıyoruz.
5-10 dakika sonra bu bir litrelik hazırladığımız sıvıyı filtre veya tülbentle yavaş yavaş süzerek bir başka kaba alıyoruz.
Ve filtrelenmiş bu sıvıyı buzdolabına alıyoruz. 4 derece sıcaklığa ulaşmasını sağlıyoruz.

Damla Fotoğrafı çekiminde kullanmak.
Damla fotoğrafı çekiminde ben valflerden damlatılacak sıvıyı bu hazırladığımız sıvıdan, alttaki damlanın düşeceği sıvıyı yine buzdolabından 4 dereceye getirilmiş normal sudan kullanıyorum.
Valflerin deposuna koyacağım ve üstten damlatacağım sıvının ölçüsünü şöyle belirliyorum.
Deponuzun boyutuna göre 1 ölçü guarmlı hazırlanmış ve filtre edilmiş sıvı+2 ölçü normal su. Bu sıvıya bir iki küçük damla çok amaçlı temizleyici deterjan damlatıyorum.
Kolay gelsin

Damla Fotoğrafçılığında Flaş Tetikleme Teknikleri ve Öneriler

Her yazımızda belirttiğimiz gibi soyut formlarda damla fotoğrafı çekiminin temel öğesi flaşlardır. Bunun nedeni damlanın mili saniyeler içinde oluşan hareketini en doğru anda kameramıza kaydedebilmek için hareketi dondurmak gerektiğidir. Hız flaşları (speedy flash) adı verilen flaş türleri bu iş için en gerekli temel araçlardır.

Flaş Tetikleme teknikleri

Damla Fotoğrafçılığı için seçeceğimiz flaşın temel özellikleri ne olmalıdır ?

a-Flaş çakma süresi (flash duration) ayarlanabilmeli ve güç en az 1/128’e kadar düşürülmelebilmelidir. Ve en yüksek dondurma hızı verenler tercih edilmelidir. 1/15000 sn den azı tercih edilmemelidir.

b-Radyo tetikliyecilerle uyumlu olmalıdır.

c-Günümüz fotoğraf makinalarında yer alan flaş kontrol komutları ile uyumlu olmalıdır.

Kaç flaşa İhtiyacım var?

En az 4 flaş iyi sonuç almak için gereklidir. Mümkünse tüm flaşlar aynı marka ve model olmalıdır.

Bu temel gerekleri sağladıktan sonra konumuza gelecek olursak flaşları nasıl kamera, damlayan damla ile koordine edelim ki en iyi sonucu alalım. İşte bu koordine işi için bir tetikleme aracına ihtiyaç vardır. İçinde bir yazılım olan kamerayı, flaşı ve damlanın damlatıldığı selenoid valfleri kontrol ve zamanlamalarını koordine eden bu tetikleme aracının bağlantı şekilleri büyük önem taşır.

Tetikleme araçlarında temel olarak üç kontrol çıkışı (Flaş, Kamera ve Valf) ayarlama menüsü ve çalıştırma düğmesi (Action) bulunur. Günümüzde bu araçlar hem yazlım hemde donanım yönünden giderek geliştirilmekte kullanımı kolay hale getirilmektedir. Tetikleme araçları kendi üzerilerindeki menü ile ayarlanabilecekleri gibi bir bilgisayar arayüzüne bağlanarak da ayarları yapılır ve çalıştırılabilir.

Benim pratikte test ettiğim 4 adet farklı bağlantı tekniğini yukarıdaki resimden inceleyebilirsiniz. Peki ama bu 4 farklı teknik, çekim esnasında nasıl çalışmaktadır. Damla çekimine etkisi ne olmaktadır.Öncelikle bu bağlantı biçimlerindeki temel soruna gelmeden sistemin işleyişine bakmak gerekir.

Basit bir örnek ile bunu anlatalım.

Tetikleyici ayarı ile başlayalım. Önce valfe diyelimki; 50 ms büyüklüğünde bir damla yarat, 100 ms bekle, sonra 60 ms büyüklüğünde bir damla daha yarat, sonra kameraya diyelimki 300 ms sonra deklanşöre bas flaşları patlat ve damla fotoğrafı çekilsin.

İşte buradaki izlenen bu yol esnasında verilen bu sabit değerler pratikte ne kadar gerçekleşiyor? Örneğin kameraya 300 ms sonra deklanşöre bas dediğimizde gerçekte ne oluyor? Şu olmaktadır deklanşöre bas komutu ile harekete geçen kamera bilgisayarı da bir takım komutlar vermektedir. Perdeyi veya aynayı kaldır ışığı geçir , flaşın çalıştırma ünitesine komut ver ve flaşı patlat fotoğrafı çek kapat. Burada Çekim Gecikmesi (shutter lag) denilen olay yaşanmaktadır. Örneğin benim fotoğraf makinamın teknik bilgilerinde bu gecikme 46 ms civarındadır. Ve bu değer makine marka ve modellerine göre değişmektedir. Verilen bu çekim gecikmesi sabitmidir? Pratikte elbette değildir.

Evet görüldüğü gibi yazımsal ve donanımsal veriyolunda işler hep aynı değildir. Peki bunun sonucu damla çekiminde ne olur.

Yanıt basittir. İki damlayı hep sabit bir noktada yakalamak ve fotoğrafını çekmek zorlaşır. Bir karede hah oldu deriz bir sonraki karede damlalar hiç ortada yoktur. Komik ama böyledir…

Ancak elimizde var olan fotoğraf ekipmanları farklı olabilir veya bütçemiz kısıtlı olabilir. İşte bu 4 bağlantı tekniği elimizdeki ekipmanlara göre dizayn edilmiştir. Sırasıyla inceleyelim…

1.Teknik

Selonoid valfi ve kamerayı tetikleyici, flaşı ise kameranın flaş menüsü komutları ile makinanın tepe flaşı çalıştırmaktadır. En önemli sorunu makine tepe flaşından yayılan kızılötesi ışının tüm flaşları görme gerekliliği…Flaş senkrizasyon kısıtlaması ise enstantane hızını 1/200dan fazla vermemize mani olur. Örnek Nikon flaş menüsünden built in flash menüsü seçilir ve CMD (commander) seçilir alt menüye geçilir ve M (manuel modd) seçilir M karşısında _ _ (yanyana iki çizgi) seçilir. Channel 1 seçilir . Flaş weriless moduna ayarlanır channel 1 seçilir. Kameranın kendi tepe flaşı artık tetikleyici görev görür.

2.Teknik

Selonoid valfi ve kamerayı tetikleyici flaşı ise fotoğraf makinası flaş yuvasına taktığımız bağımsız flaşımız çalıştırır. Bu teknikte damla çekiminde kullanabileceğimiz 1 flaşı diğer flaşları tetikleyip çalıştırmak için kullanıyoruz. Ancak kızılötesine göre flaşları daha verimli tetikler. Damla çekimleri daha stabil olur.

3.Teknik

Selonoid valfi ve kamerayı tetikleyici flaşı ise fotoğraf makinası flaş yuvasına takılı radyo sinyalli verici tetikler .Flaşların her birinin altında ayrıca bu verici ile uyumlu radyo alıcısı vardır. Elbette bütçeye ilave yük getirir. Radyo sinyali ile çalışan tetikleyiciler oldukça geniş bir mesafede engel tanımadan çalışabilirler. Flaşları konumlandırmamız kolaylaşır. Çekim gecikmesi azalır.

4. Teknik

Selenoid valf ve flaşları tetikleyici, kamera ise normal deklanşör ile çalıştırılır. Tetikleyicinin flaş çıkışına radyo sinyal tetikleyicinin vericisi, flaşlara ise alıcısı takılır. Fotoğraf makinası enstantanesi 1/3 veya 1/6 gibi uzun sürelere ayarlanır. Önce elle kamera deklanşörü sonra valfleri ve flaşları tetiklemek için tetikleyici çalıştırılır. Çekim ortamının aydınlık olmamasında yarar vardır. Damla hareketi çok stabilize biçimde yakalanır ve küçük ayarlarla damla formunda değişiklik uygulanması kolaylaşır. Ben çekimlerimde bu tekniği kullanıyorum.

Soyut Sıvı Fotoğrafları Teknikleri ve Bir Örnek “Medusalar”

Suyun veya sıvıların soyut formları ile fotoğraf üretmek “soyut veya yakın çekim” fotoğraf dalının önemli bir unsuru olarak giderek kabul görüyor. Elbette bunda küçük bütçelerle ileri teknoloji ve bilimsel metotlar üretmenin artık kolay olduğu bir dönemde yaşadığımızın da rolü var.
Damla ve soyut sıvı form fotoğrafları stüdyo fotoğraflarıdır, orada üretilirler.Teknik alt yapı stüdyo fotoğrafçılığının temelidir. Fotoğrafçılığın endüstriyel ve ticari dalının en çok bu alanda yoğunlaşmış olması onun stüdyo olanaklarını nasıl sonuna kadar kullanılabilineceğinin araştırıldığı ve geliştirildiği bir alan olduğunu göstermektedir.
Bu anlamda yeni tarz soyut sıvı ve damla fotoğraflarının çekilebilmesi teknolojinin, fizik kurallarının, yapay ışıkların (flaş vb) yazılım ve donanımların birleştiği teknik alt yapı ile mümkün olabilmekte ve bir çok yeni metot hayata geçirilmektedir.
Temel olarak damla fotoğraflarından ayrı olarak kullanılan bu teknikler fizik ve sıvının kimyasal atomsal ve dinamik davranış kurallarına dayanmaktadır. Uygulanan bazı temel teknikler şunlardır.
1-Sıvı dolu bir balonu veya sıvı kabını patlatarak soyut hareket ve formlar oluşturmak
2-Model üzerine stüdyoda sıvı atarak sıvıdan giysiler oluşturmak
3-Oldukça yüksek güçteki bir bass hoparlörün üzerindeki titreşimsel alana sıvı konularak ve alttan sesler verilerek sıvı formlar oluşturmak.
4-Sıvı içindeki manyetizma özelliklerini kullanarak form oluşturmak.
5-Sıvı dolu bir kaba basınçlı hava uygulanarak fışkıran sıvıdan form elde etmek.
Damla fotoğrafçılığı ile soyut sıvı fotoğrafçılığı arasında birtakım ortak kural ve uygulamalar olsa da ikisi de farklı teknikler içerir. Çünkü ikincisinde pek damla üretmek gerekmez. Yinede gelişmekte olan tekniklerle bu iki farklı uygulamayı birleştirme yönünde çalışmalar yapılmaktadır.
Bu yazıda bahsedilen soyut sıvı fotoğraf tekniği daha çok medusaya benzetilen sıvı formların nasıl fotoğrafa dönüştürüldüğüdür? Şimdi bunu açıklayalım.
Tekniğin fiziksel oluşumu: Kapalı bir kabın üzerinden bir delik açar, deliğe bir boru salar ve yine kabın yan tarafından açtığınız bir delikten basınçlı hava uygularsanız sıvı kaptan taşar. Temel etod budur.
Bu fiziksel oluşumun fotoğrafa çevrilmesi için kabın içine uygulanan basınçlı havanın kontrol edilmesi,stüdyo ışıkları ve fotoğraf makinası deklanşörü ile senkronize edilerek basınclı havanın gönderildiği anda yükselen sıvının en uygun forma geldiği anda flaşların çaktırılması ve deklanşöre basılması gerekmektedir.
Bu konuda ki aşağıdaki grafikte temel işleyiş basitçe oluşturulmuştur.

Medusa Çekim Planı

Görüldüğü gibi burada kritik işlevi damla üretmek için kullandığımız selenoid valf görmektedir. Valf bir başınçlı kapta bulunan hava ile sıvı kabının arasındadır ve havayı kontrol etmektedir. Tetikleyici dediğimiz yazılıma ve donanıma bağlı bu valfi uygun zamanda açtığımızda basınçlı hava doğrudan kaptaki sıvıyı fışkıracaktır. İşte bu anda tetikleyici girilen uygun ayarlara göre sırasıyla flaş ve makinayı çalıştıracak ve fotoğraf çekilecektir.
Bunun bu kadar kolay olduğunu sanmayın alttaki fotoğraf çekim sonrası ham bir fotoğraftır ve oluşan çevre kirliliğini gösteriyor. Ve işlenen fotoğraf sonuçta bize aşağıdaki soyut sıvı “Medüsa” fotoğrafını veriyor.

Su Damlası Fotoğraf Teknikleri “Fıskiye”

Su damlası ile soyut formlar oluşturmak amacıyla çeşitli farklı metotlar geliştirilmektedir. Klasik su damlası oluşturma tekniğinde bir damla, su kabının içine damlatılır, kaba düşen su damlası yüzey gerilimi sonucu su içinden yukarıya doğru su jeti oluşturur. Eğer siz bu yükselen jet üzerine ikinci bir damla daha bırakır ve çarpışmalarını sağlarsanız o aşamada sıvıdan damla formları oluşur. Bu teknik ile çekilen fotoğraflar damla fotoğrafı olarak adlandırılmaktadır.
Bu klasik teknik içinde çok daha fazla sayıda çeşitlendirilmiş teknikte uygulanmaktadır. Örneğin;
1-Üç Selenoid valf (ventil) ile renkli damla formları oluşturma.
2-Oluşan klasik damla formlarına yanlardan hava ile bükme ve tabanca sıkısı ile vurma
3-Yan yana iki damlayı aynı anda zıplatarak üçüncü bir damlayı bunlarla çarpıştırma
4-Oluşan damlayı bir sabun köpüğü ile birleştirme
5-Damla arkasında bokeh, kuru buz buharı, ateş veya led ışığı oluşturma
6-Damlayı bütün haliyle suya yansıtma
7-Damlayı düz sert bir satıh üzerine düşürerek taç oluşturma
8-Büyük damla boyutu ile alt kısımda baloncuk oluşturma
9-Sıvı içine floranslı boya katkısı konularak “Özel UV” Flaşla renkli damla oluşturmak
10-Flaşların stroskopik özelliğini kullanarak aynı damlayı çoklu fotoğraflamak. vb
Bu yazıda belirtilen “Fıskiye” tekniği ise yukarıdaki klasik damla tekniklerinden çok farklı bir yöntemle oluşturulur.
Bu tekniğin fiziksel esası: Klasik damlada olduğu gibi bu teknikte de yukarıdan selenoid valf (ventil) ile yine damla damlatılır. Ancak bu damla su dolu bir kabın içine düşürülmez. Bunun yerine damlanın düştüğü alt kısıma yukarıya doğru ters yönde basınçlı su jeti oluşturacak bir düzenek ile fışkırtılan su üzerine düşürülür. Fıskiye tekniği ile bu nedenle adlandırılır.
Şimdilerde bu sistem daha da geliştirilerek alttan daha dar ve daha geniş iki silindirik yapıdan iki farklı nitelikte sıvı fışkırtılması ile yeni formlar yaratılmaktadır.
Bu sistemde en önemli sorunlar yukarıya doğru fışkırmanın basıncı yüksekliği ve yer düzlemine dik açılı olmasıdır. Bu düzgün sağlanamazsa çok zor sonuç alınır.
Fıskiye düzeneği olarak geliştirdiğim “kendin yapabilirsin” (DIY) kapsamında ki iki farklı fıskiye düzeneği oluşturulabilir.
Birinde fıskiye suyu direk boşluktan yükseltilmekte diğerinde ise bir kap içerisindeki sudan yükseltilmektedir. Su dolu kap ile oluşturulan teknik ile yapılan fotoğraflama esnasında yavaş çekim video ile yaptığım kayıtta damlanın hareketleri ve sistem izlenebilir.

ON4 TV’de Damla Fotoğrafçılığı İle İlgili Röportajım Yayınlandı.

ON4 TV de yayınlanan damla fotoğrafçılığı röportajımın tümü ekli videoda yayınlanmıştır.Damla fotoğrafçılığı ile ilgilenen tüm fotoğrafçılara yararlı olabilecek bu röportaj fırsatını bana veren ON4 TV ye çekim ekibine ve sayın Ali Aydına teşekkürler ederim.